• anneye kafa atmak

    .
    Çok uzak değil pek yakın olay.

    Sabrediyoruz bakalım...
    anneye kafa atmak
    2 -1 ... dundar kilic
  • recep tayyip erdoğan ın öldüğü gün

    .
    türkiye cumhuriyeti'nin büyük bir beladan kurtulacağı gündür.
    7 -3 ... merveyitavla11
  • kürt sorunu

    .
    kürt sorununun türkiye kürdistanı ile ilgili kapsamlı bir çalışma okumak isteyen arkadaşlar, paul j. white' ın yazdığı ''ilkel isyancılar mı? devrimci modernleştiriciler mi? (kürt ulusal hareketi)'' adlı kitap, vate yayınlarından çıkmaktadır.

    kitap osmanlı'nın son dönemlerinden başlayarak günümüz türkiye'sine kadar gelinen süreçte kürt sorunun kapsamlı ve tarihsel bir perspektifini güzel bir şekilde sunuyor. ayrıca ne türk ne de kürt propagandasına girmeden olayları olabildiğince geniş bir açı ve zengin alt kaynaklar ile sunuyor. bu konuda bir şeyleri cidden merak edip öğrenmek isteyenler için güzel bir kaynak kitap olma özelliğini taşıyor.

    iyi okumalar.
    5 ... zane
  • alevi olmak

    .
    liseyi ailemin bulunduğu şehirde ancak evden uzakta olması nedeniyle yatılı bir okulda okudum. her cuma günü eve gelir, her pazar akşamına doğru da tekrar yurda dönerdim. yine bir pazar günü yurda dönmek için hazırlık yaptığım sırada facebook'ta ilkokul öğretmenimin bir gönderisini gördüm.

    ilkokulda bizim sınıfımızda olan bir kız vardı. sessiz, sakin, temiz kalpli, ufacık tefecik bir kızdı. kimseye zararının dokunduğunu görmemiştim o güne kadar. çok yakın arkadaşım değildi ancak sevdiğim saygı duyduğum bi arkadaşımdı. meğer çok hastalanmış sonradan ve hayatını kaybetmiş, ben de bunu bir facebook gönderisinden öğrendim. öğretmenim ayrıca eklemiş ''pazar günü şu saatte şu cemevinden cenazesi kalkacaktır.'' diye. bunu görünce ağlamaya başladım. küçücük çocuktu daha, ne kadar tatlı bi insandı, ne tatlı hayalleri vardı kim bilir. öylece ağladım bir süre. sonra anneme söyledim, 'ah'lardan 'vah'lardan sonra hadi cemevine gidelim dedi annem. -bu arada belirtmeden geçmiyim, ailem son derece muhafazakar sünni bir ailedir. ben de çok muhafazakar olmasam da o dönemler islam'a inanan sünni biriydim- ikimiz de daha önce hiç cemevine gitmemiştik ama bunun bir önemi yoktu, arkadaşıma karşı son görevimi yerine getirmek istedim. ilkokuldan birkaç arkadaşıma da haber verdim ve onlarla da mezarlıkta buluşmak üzere sözleştik. yalnız haberi biraz geç aldığımız için cenaze törenine (nasıl adlandırıyor aleviler bilmiyorum, özel bir adı varsa) tam anlamıyla yetişemedik, yetişseydik bile kalabalıktan içeri giremeyecektik zaten. biz cemevine gittiğimizde artık sınıf arkadaşımın cenazesi mezarlığa doğru yola çıkıyordu.

    gerek cemevinin önündeki toplulukta, gerekse mezarlıkta gözlerim hep ilkokul sınıfımızdan arkadaşlarımı, ilkokuldan hocalarımı aradı. ama gelin görün ki benim gelmelerini istediğim 2 arkadaşım ve vefat eden sınıf arkadaşımın kendi gibi alevi olan çok yakın arkadaşı dışında sınıftan kimse gelmemişti. biz 43 kişiydik ilkokulda sözlük. sadece 4 kişi oradaydı. farklılığı yüzünden birinin dışlanmasının ne kadar kötü olduğunu ilk kez orada anladım. o zamana kadar belki ben de pek çok defa aleviler hakkında kötü düşünmüştüm, keza yine yaşadığım ilçede azımsanamayacak kadar fazla sayıda olan bulgaristan göçmenleri hakkında. tamam hiç onları ayırmadım kendimden, ama bilmiyorum elbet ön yargıyla yaklaşmışımdır. çünkü gerçekten yaşadığınız çevre ciddi manada her kesimin yobazıyla dolu olunca ister istemez siz de bu ön yargıların içine doğuyorsunuz. ama işte ilk kez o gün, o mezarlıkta hissettim 'farklı' insanların hissettiklerini. çok üzüldüm, çok daha fazla üzüldüm. ve o gün benim için bazı şeyleri sorgulamanın, bu ülkede yanlış gidenlerin farkına varmanın, farklı insanların acılarına ortak olabilmenin temellerinin atıldığı gündü.

    mezarlıktan eve doğru yürürken anneme anlattım hissettiklerimi, sitemlerimi. o da bana anlattı. biz ilkokuldayken öğrencilerin velileri kendi aralarında gün yapıyorlardı, bilirsiniz sürekli bir başkasında oturup poğaça, börek, tatlıların yendiği muhabbet ortamları. annemin demesine göre vefat eden sınıf arkadaşımın annesi de her buluşmalarında 'bi dahakine bizde olsun' diyormuş, ama kimse gelmek istemiyormuş onlar alevi diye. bir gün zoraki 'tamam' denmiş, ancak o güne sadece 3 veli gitmiş. aleviler diye sözlük, aleviler diye.

    işte bu ülkede alevi olmak böyle bir şey. bu alevi olmayan biri olarak benim dışarıdan şahit olduğum sadece bir olay, ancak beni gerçekten derinden sarsan bir olay. bu insanların bu ülkeye hakim olan zihniyetten ne çektiğini bi de onlardan dinlemek gerekir, uzun uzun dinlemek gerekir üstelik. zordur alevi olmak, farklı olmak. özellikle de türkiye'de.
    43 -9 ... have some fatih
  • doğu ve güneydoğu dan bakan çıkmaması

    .
    lan kürt olmasaydım devlet bize bahmiyir diye espiri yapardım. biriniz yapsın da eksileyeyim.
    2 -3 ... sezenist a feminist
  • barış atay ın vatandaşın üzerine yürümesi

    .
    https://video.uludagsozluk.com/v/soma-171175/


    tayyipin somada vatandaşa attığı yumruk değildir.
    2 ... tarkan filmindeki ahtapot
  • anın görüntüsü

    .
    anın görüntüsü

    ara sıra düzgün cümle de kurmuslugum, vardır elbette,

    bazen osman'ın erotik fallarinda hediye verilen ufak notlar yazardım, çay parası karşılığı,

    niyetci recep bazen keyifli oldugunda,kahve bile ismarlardi,

    ona da tavşan niyetleri yazardım, genç aşıklara sattığı,

    tüfekçi niyazi hiç atış yapamayanlara teselli olarak verirdi, kıza madara olmasın diye oğlan,

    piyangocu kıl sıtkı en bonkorleriydi arasıra galata da tek rakı söyler ah perihan diye efkar çekerdi,

    ben aşk nameleri yazarım , aşkından habersiz kadınlara,

    bazen çay bazen de kahve, arada tek rakı'ya,
    antika dolaplar arasında, içimdeki dosyalarda,

    Haziran çiçeğine, yanağını öpecek gibiyim dediğimde olur,

    siyah askılı uzun abiye giydirdigim ayışığı tenlerin de olurdu,

    bir kadeh beyaz şaraba öpmeden “hayatt”ı

    “şiiren”

    (ruhumuzdaki altyazılar)
    57 -2 ... nana godi
  • töre cinayetleri

    .
    Tanım: sosyolojide, büyük (geniş) aile kararı.
    Büyük aile: bütün sosyo-ekonomik kararları ailenin en yaşlı erkek üyesinin verdiği,
    kimsenin itirazının kabul edilmediği erkek egemen aile yönetim kültürü.
    ------------------------------

    çook iltifatlar duydum, hiç birisi sen değildin,

    kulaklarım ağzımda , minicik tebessüm,

    demişti ki biri,
    Benim şarkımı en güzel sen çaldın,

    aklımda başkası, sen bu dünya insanımısın,

    biri ağlamıştı giderken,
    "evleniyorum aklım sende"

    birinde aylar sonra öğrenmiştim,
    "Onun yüzünden gidiyorum söyleyin ona" diye,

    sabırsızca sevmişti, tam ayrilacakken, bir kadın,
    o hiç haber vermeden gitti..

    en güzelini de o söylemişti gitmeden önce,
    "giydiğim herşey sen kokuyor" diye,

    üstünde benim gömleğimle,

    elvis ve elton john dinlerdim bi ara,
    sonra müzeyyen senar ve zeki müren,

    sonra türkülerim geldi,
    "zahidem" nida tüfekçi'den,

    neşet dinlerdim ağır ağır,
    tatlı dillim güler yüzlüm diye,

    atilla ilhan çıktı sahneme,
    hayran olduğum şair,

    an gelir paldır küldür yıkılır bulutlar dedi ahmet kaya,

    hani onyedi yaşında idama mahkum edilen nevzat çelik vardı,

    hangimiz ağlamadık onun
    "şafak türküsü" ile,

    Geriye bakıyorum da yüz yıl bitmiş,

    mahzuni şerif'i ilk okulda,
    süt tozu çuvallarının üstünde dinlemişim,

    vatandaş rıza'yı bana sevdiren yusuf hayaloğlu'ydu,

    onunla bi kere sırt sırta içmişliğimiz vardı,

    bi şiir okumuştu da,
    oniki masalı salaş meyhanede çıt çıkmamıştı.

    şair bir kadın sevmişti beni,
    her mesajı duygu yüklü dizelerle.

    bense hep "çav bella" demiştim, "fahriye abla" yı seslendirerek,

    sonra orhan veli' ydi,
    müşfik hocanın sesinden ürperten şiirleriyle,

    kafama ilk tutku çekicinin indiği tarihlerdi,

    "ağlasam sesimi duyarmısınız mısralarımda"

    derken;

    Yanaklarımdaki yaşları,
    gece seyrederdi.

    "Şiiren"
    55 ... nana godi
  • aşk ekmek gibidir herkese yeter

    .
    aşk ekmek gibidir herkese yeter

    Saçına bıraktığım papatyalara su içirmeye gelen gelenekler,
    Öfkeli derelere neşe tohumları serperken,
    Etraftaki çıplak kayaların kırmızı gülüşlerini duyar,
    Musa peygamberin asasından çıkan
    "Aşk ekmek gibidir, herkese yeter" şarkısına ;
    gözleri biraz kısarak , uzaklardan yaklaşan,
    Hüznün geleneği şalına ,
    Üşüyen ruhumuzu sarardık..

    Utangaç öpüşlü balıkların gitar resitali eşliğinde kurtlar sofrasında buluşur, politika yapan kokuşmuş tuzların metreslerinden olan
    piçlerin ;
    her absürt soruya verecek cevabı bulunan, platon tavırlı tanrı babalarını hem aşağılar,
    Ve her seferinde yeniden seçerdik.

    Güneş saçlarının arasındaki hamakta yeryüzüne gönderdiğim,

    (Vahyin ilk ayeti) senin içindi.

    "Aşk ekmek gibidir herkese yeter"

    "Şiiren"
    61 -1 ... nana godi
  • aşkım kahvaltın hazır

    .
    aşkım kahvaltın hazır

    Kahkaha salıncağındaki yaramaz güneş,
    Açık mavi gözlü mürebbiyesi tarafından sallanırken kendini şezlonga bırakmış bikinili domateslerin elinden elinden tutup,
    "Benimle gelin, kızlar"
    Dedim.

    Erkenden kalkan Miss kokulu çilek reçeli ile yolda selamlaştık.

    Hamile vişne ağacına doğum tarihini sorduğumda,
    "Daha iki ay var abi" dedi.
    "Allah kurtarsın kızım"
    Derken,
    Yaşlı bir Ezine peynirinin sinirle şak diye kapadığı tavlanın sesine bakıp istemsizce güldüm.
    Liseden mezun olamamış salatalıklardan ikisini
    "Sizi bütünleme dersleriniz için çalıştıracak hocanız benim"
    Diyerek yanıma aldım.

    Bu sabah
    "Kağıtta pastırma yapmak istiyorum, üstüne bir ince dilim limon bırakacam, sevecegine eminim canım"

    Sıcak ve geveze vakfıkebir ekmek dilimine, flörtöz tereyağını sürüp günün ilk muhabbetini gözlerden uzak yapsinlar diye ketum fırına bıraktım,
    "bence gençler orada anlaşır".

    Yolda yeni dikilmiş sevdiğin beyaz petunyalardan topladım.
    Neşeli kahvaltı sofrasına koymak için. .

    Bence kahvaltı bahane,

    Sofradaki en güzel şey, sofraya anlam katan HAYATT..

    "Şiiren"

    "Ruhumuzdaki altyazılar"
    66 -6 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    .
    anın görüntüsü

    Benim sardunyalarim vardı sen giderken, senin diktiğin, yaşlanınca pencere kenarına bırakalım dediğin,

    Biz iki küçük çocuk, hevesi kırılmış sardunya hayallerine, yeni düşler giydiren, apeas kreatorler gibi, ayışığına buseler giydirirdik,
    Günışığıdan diktigimiz turuncu sardunya ile.

    “Hayatt” her sabah turuncu bahar dalı olur,
    Huzur denizinin süpürgesiyle dalgaları uslandırır,
    Ben geceyarısı gün ışığı,
    Telaş içinde karanlığı korkuturdum,
    Mezarlıktan geçen ıslıklar gibi,
    Aydınlık saklardım avuç avuç,

    Tanrının Gülüşü, oturup bağdaş kurarken nazar boncuğunda,
    Babam yok diye sevişen fırtınalara inat,
    Dizelerimin içinde yüzen, ocağımdaki har' lar,

    Neden sen şiirsin,
    ben sana kucağımda satırlar..

    “Şiiren”

    ( Ruhumuzdaki altyazılar )
    62 -7 ... nana godi
  • yalnızlık

    .
    yalnızlık
    birini aradığım yok aslında,
    kendi kendime rakı içmeyi öğreneli uzun zaman oldu,

    artık yedi yıldır alıştım gelip geçmeyen yalnızlıklara,
    evim sessiz gelmiyor bana kafamın içinde hep koşturan, konuşan bir çocuk var,
    hayali bir sevgili yaptım kendime prenses azize karolina diyorum.

    tuzlugu uzatır mısın diye sesleniyorum,
    çay yapayim balkonda içeriz,
    Sana nazım'dan "hoş geldin kadınım" şiirini de okurum.

    Ya da yıldızlara bakarken neruda' dan "hüzün şiiri" ni müşfik Kenter gibi okumaya çalışırım.

    Evde sessizlik olmaz dedim değil mi.
    Kadın terliği aldım iki çift, biri siyah önü açık, üstünde küçük bir kedi tüyü var. Biraz da topuklu (hani evde gün düzenlenir de, komşularını çağırır, bana telefon açar, şu şu eksik gelirken getirirmisin hayatım dersin diye).

    Diğerini kırmızı stiletto benzeri aldım.
    işte karı koca misafir gelir bir kahve içmeye, benimki kırmızı stiletto giyer misafire siyah terliği bırakır.

    Salatanın tuzu ve limonunu bırakırken, yıllar önce yaptığım gibi kıvam tuttururum.

    Ama şimdi prenses azize karolina' ya soruyorum,
    "Ekşisi nasıl olsun"
    Genelde farketmez dediğini duyar gibiyim.

    Hiç yalnızlık çekmiyor hiç yalnız yatmıyorum.

    Bursa yününden iki yastığım var.
    Ben yatağın sol baş ucunu seviyorum.
    Yastığımı bolca şişirip kafamı koyduktan sonra öbür yastığı sol yanıma uzatıyorum,
    Yüz üstü yatarken elimi bırakıyorum üstüne.
    Açık parfümcüden Chanel 5 aldım, pek benzemese de orijinaline yine de kadın kokusu olduğu belli.
    Sol yanımdaki yastıkta Chanel 5 kokuyor.

    Bir de pembe diş fırçası bıraktım banyoya,

    Ben ara sıra prenses azize karolina' ya kızıyorum,

    Neden diş macunu tüpünü ortadan sıktın diye,

    Yani günler yalnız geçmiyor..

    "Şiiren"
    74 -8 ... nana godi
  • sen

    .
    sen

    T: ikinci tekil şahıs
    : Sen
    ______________&__________

    Elin degmedigi için kahvemde gül yok bugün,

    Tam da şimdi saçın koktu yanımda,

    Az yaklaşsana yamacıma,

    Şiir rüzgarı üflerim biraz da,

    Ensende adımlar atar çapkın sözcüklerim,

    Saçlarını karıştırır yaramaz gözlerim,

    Omuz başında uykuya dalar arzulu hayallerim,

    Bir rüzgar estirir sırtına yaslanan dalgalı göğsüm,

    Bir balıkçı teknesi gibi alabora olur, belinde kavuşan oruçlu ellerim,

    Ruhunda şezlong kurup, kalbinin güneşine teslim olur üşüyen sessizliğim,

    Konuşmalarının sıcaklığında ısınır buz tutan düşüncelerim,

    Daha önce hiç seni görmeyen gözlerim,

    Az yamacıma gelsene,

    Hadi, elini uzat elime,
    Dudağımda avuçların koksun,

    Gözün düşsün, gözümün içindeki yalnız denize,

    Bir aydınlık oluşsun ıssız yüreğimde,

    Kelebek kanatları acıksın gülüşünün en dibinde,

    Bir damla yaş dökülsün yüzünün rengine,

    Az yamacıma gelsene..

    “Şiiren”
    56 -4 ... nana godi
  • sevgiliyi özlemek

    .
    sevgiliyi özlemek

    ( Tanımı imkansız aşklar omleti yapıyorum bu sabah)

    Buzdolabından çıkarttıgım tereyağının flörtöz kıkırdamalarına, ses çıkarmadan kulak kabarttigimda, çapkın bıyıklı Ezine peynirinin iltifatlarını duydum.

    Sizi yatak odasına alacam diye kandırarak , erkenden uyanan teflon tavaya atıp aşkın ateşini yakarken,
    Üniversiteden yeni mezun, bir litrelik cam kavanozun içine kırdığım yumurtalar için beni uyarmışlardi.

    Bunlar gece hayatını seven, barlara diskoteklere takılan tavuk yumurtasıdır,
    Ayıptır söylemesi biraz hafif meşrep olurlar, girdikleri ortamı bozarlar, küfürlü konuşurlar diye.

    Henry miller' in, anais nin' e yazdığı aşk mektuplarını okuyan Kayseri ununu hüzünlü görünce sordum.
    “iyi misin dostum”
    Kitaptan etkilendiğini söyleyince, kafamı sallayıp
    Lazımsın bana deyip iki kaşık yumurtaların üstüne bırakırken,

    hergün kahvaltı sofrasına bırakmak için gül kesmekte kullandığım maço bakışlı makasın yardımıyla balkondaki minderde tembel tembel yayılan maydonozlardan beli bükülenleri, bel fıtığı ameliyatı yapacam deyip kestim.

    Tavada sevişip uyuya kalan peynir tereyağ çiftinin üzerine zayıflama diyeti yaptırdığım bir capia biberi minik minik doğrarken,
    “abi ben seni böyle bilmezdim”
    Cümlesini duyunca içim acıdı.

    Yeteri kadar bekar tuz, biraz havalı pul biber ve kıvam kolaylaştırır diye yeşil gözlü, az zeytinyağını kavanozda depresif mikserle karıştırıp ,
    Güleryüzlü teflon tavaya boşaltıp her iki tarafı da havada taklalar attırarak pişirdim..

    Canımm...

    "çay sevdalari filminin başlama gong' u çaldı."

    Bir pembe gülü sofrada sana bakıp üzülsün diye bıraktım.

    Çünkü sen beyaz papatyasın..

    "Şiiren"
    62 ... nana godi
  • hiç söylemedim ama kal

    .
    hiç söylemedim ama kal

    Uykuma kal..
    .. sevişmeye kal..

    Balkonda yıldızlarla kal..
    Çayımın yanında kal..

    Şarap içerken kal.

    Günaydınım da kal.
    Akşam yemeğinde kal..
    Yüzümdeki gülüş de kal.

    El ele tutuşmalarımda kal..

    Peynirimde ekmek olarak kal..
    Kahvaltıda papatyam olarak kal.

    Benim yüreğimde kal.

    Sabah buse'si ol ve kal .

    Parmaklarımın ucunda kal.
    Beyaz çarşafım üstünde kal.

    Hayatımda kal.

    Tenime değerek kal .
    göğsümün üstünde kal.

    Rakının yanında kavun olarak kal.
    ocağımın harı'n da kal..

    Hep yanımda kal..
    Sana giden adımlarımda kal.

    Yeniden doğuşumda kal.

    Kollarımın arasında kal.

    Sana bakan gözlerimde kal.
    Miss gibi kokan saçlarınla kal.

    Sevdiğim şarkılarda kal.

    Boynumun kenarında kal.

    Duşa girerken yanımda kal.

    Ağzımın tadı olarak kal.
    Kulaklarımda şiir olarak kal

    Hadi. kal.

    Sabahları neşeli gülüşünde kal.
    hüzünlü gecelerin içkisi olarak kal.
    Alev alev yanan tutkum olarak kal.

    sadece kal.

    Hiç söylemedim..ama kal.

    “Şiiren”
    63 -2 ... nana godi
  • kitap alıntıları

    .
    kitap alıntıları

    bu aralar kasvet var siyah gecenin serinliğinde,
    az sonra ihtilal sessizliği gelecekmiş gibi ürkek
    bir boşluk , uzattığı kelepçe ile yanıma oturacak sanki.

    sana söyleyeceklerim var diye başlamasa bari.

    bilmiyorum.

    hep can sıkıntısı, diye başladığında
    ilk gördüğüm, canlı pembe dilinin konuşurken aradan
    görünmesiydi,
    utanıp, bakışlarımi iki kaşının arasının altında, burnunun
    başladığı yere çevirdim.

    birisi söyledi ama kim hatırlamıyorum, böyle baktığımda
    karşımdaki iki gözüne de bakabildigimi sanırmış.

    “Elleriniz ince ve uzun, sanatçı eli gibi güzel”
    Dediginde utandım, başımı öne eğdim.
    Tekrar kafamı kaldırdığımda, samimi gülümsemesini Gördüm.

    Beyaz dişlerinin arasından,
    öne doğru hafifçe çıkmış sarıya benzeyen köpek dişleri
    Onu biraz daha çocuksu ve masum kılıyordu.

    ikimiz de aynı anda konuşmaya başladık,

    “Havada ihtilal sessizliği var”

    “Şiiren”

    (Daha çıkmadı)
    68 ... nana godi
  • sabah sabah insanı mutlu eden şeyler

    .
    sabah sabah insanı mutlu eden şeyler

    Sabah serinliği yüzlerine vurduğunda,utangaç roka'lar kıkırdarken,

    genç erkek maydonozlarin çapkın bakışlarının hedefi,
    iri doğradıgım kuzu kulaklarının denize doğru koşan titrek bedenlerinin kıvrımlarına sürdüğüm taze limon damlalarıydı...

    Uykuya düşkün domateslerin elbiselerini çıkardığımdan haberleri yoktu aslında,
    Eminim,
    kızgın tereyağı ile sevişen çıplak yumurta, taze salatalık bedenlerinden kıskanacaktır bu görüntüyü,

    Hep bir ağızdan Unchain my heart şarkısına eşlik eden kızarmış ekmeklerin sesine,

    Redingot Kamuran Bey' in,
    Canımın içi Maşukum muhterem refika' m,
    Diye başlayan mektubunu , Nagehan hanım içindeki sessiz sevinç çığlıklarıyla, her zaman yaptığı gibi, alt dudağını ısırarak okurken,

    kollarımda demlenen hayat çayının sessiz bakışları,
    tebessümlerimin öznesi...

    Su bardağına koyduğum
    Gülüşen papatyaların selamı var.

    Kahvaltımız sıcak gönlünde,

    "Şiiren"
    72 -2 ... nana godi
  • taş olup sustum ruhum adını çağırdı

    .
    taş olup sustum ruhum adını çağırdı

    (Bir Adana ağıdı)

    1909 yılı Adana Ermenilerinin zorunlu tehciri,
    Giderken öldürülme ihtimaline karşılık kızlarını gelin veren ailelere, kızlarının yaktıkları Ermenice ağıt..

    "Taş olup sustum, ruhum adını çağırdı"

    https://youtu.be/FmmUgU5F34A

    Söz: anonim

    Taş olup sustum
    Ruhum adını çağırdı
    Son saati vuruyordum, ömürde son zamanı
    Kış olup dondum, kalbim yine alev aldı
    Ben ölümü soruyordum, önümde aşk uzandı

    insafa gel al yanına, yaşıyorsam aşk sebebim
    Durmadın yürüdün kanıma dön gel affettim
    Yüreğim ağır ağrısına dayanırsam aşk sebebim
    Ödedim düşeni payıma dön gel affettim

    Savrulup kaldın nerde bulamam izini
    Yokluğundan usandım ne olur duyur sesini

    Bi dilek tuttum yıldızların ışığında
    Sen diye diye avundum gel benim rüyalarıma
    65 -4 ... nana godi
  • barış atay

    .
    sosyal medyada şöyle bir paylaşıma imza atmış oyuncu eskisi, vekil yenisi ;

    barış atay
    22 -9 ... bir ihtimal daha var